Bugün - 23 Nisan 2017 Pazar
Foto Galeri
Video Galeri
Firma Rehberi
Künye
Reklamlar
Üye İşlem
 Bize Ulaşın
www.haber58.com Logo

Sivas 17°°C
  
Yazar Detayları

Seyit KILIÇ

Seyit KILIÇ - EMANET VE ADALET

EMANET VE ADALET
Yazı Tarihi: 22 Aralık 2013 Pazar
Yirmi birinci asır! Müslüman şahsiyet basiret ve feraset sahibi Müslüman şahsiyet!.. Ve Allah tarafından kendisine bahşedilen bu büyük nimet! Yediğinin, içtiğinin helal mi, haram mı olduğuna dikkat etmediğinden dolayı kendisinden alınan bu nimet, onun bu basiretini köreltmiş ve ferasetini gidermiş. Artık hakkı helali harama karıştırdığı gibi hakkı da batıla karıştırıp durmakta olan zavallı Müslüman şahsiyet. Körü körüne birilerinin peşine gider de daha sonra ahrette bu kendisine nedamet ve pişmanlık olarak geri döner ve der ki; "Yazıklar olsun bana, keşke falanı dost edinmeseydim!" (Furkan suresi, 28) Her emanete kendi isteği ile talip olanda muhakkak cehaletten bir kırıntı vardır. Bundan dolayı Allah'ın Resulü (SAV) "Biz işimize asla onu isteyeni tayin etmeyeceğiz - veya onu isteyeni ta¬yin etmeyiz." Buyurmuştur. (Buhari. istitabetü'l-mürteddin 3; Müslim, imare 15; Ahmed b. Hanbel, IV, 409. Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 15/16-17. Allah, size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor..." (Nisa suresi, 58) Kin, kan ve gözyaşının mamur, kardeşlik ve din duygusunun tahrif olduğu asır! Bir tarafta zillet, diğer tarafta meskenet! Zillet ve meskenete bürünmüş bir kibrin tasallutu... Ve emanet! Emanet ki " Muhakkak ki Biz, emaneti göklere, arza ve dağlara arz ettik (sunduk, teklif ettik). Onu yüklenmekten çekindiler ve ondan korktular. Ve insan onu yüklendi..." İnsan yüklendi; "Çünkü o çok zâlim, çok câhildir." (Ahzab suresi, 72) Hiç bir beşeri sistem adaleti tesis edemeyeceği için emanete layık değildir. Ve emanet onlara tevdi edildiği zaman aslında başında ihanetin altında imza atmış oluyor insan Başkalarının menfaati için kendi nefsini ateşe atandan daha ahmak kim vardır? Müslüman şahsiyeti hep göz ardı eden yavan duyguların tercümanları, seküler yapının bağnazları onlara kişiliksiz ve kimliksiz bir rol biçti! Mıymıntı, nemelazımcı, hakkını arayamayan, haksızlık edildiği zaman sükut edip her şeyi Allah'a havale eden ama bu yolda yan gelip yatan, kalabalıklarda sesi çıkmayan, bir şey olduğu zaman adam yerine konulmayan, dini ile evine hapsedilen korkak bir profil!.. Öyle ki, haksızlık karşısında haykıranlara fitneci, ezilenlere destek çıkanlara bozguncu, hakkını savunanlara terörist dediler. O hale geldi ki, ahmaklar güruhunun çizmiş olduğu pısırık, korkak, neme lazımcılığa aykırı davrananlara Müslümanlığı yakıştıramadılar. Onlar Müslümanlar üzerinde istedikleri gibi kahpeliklerini yapsınlar diye çizmiş oldukları profilin dışına çıkılmasını istemediler. Oysa Müslüman şahsiyet çevresinde olanlara duyarsız kalacak namussuz, haksız ve zalimlere destek çıkacak kadar alçak, hakkını savunamayacak kadar şereften yoksun, hakkı söyleyemeyecek kadar pısırık ve korkak değildir. Cehaleti izale eden elimize tutuşturulan kağıt parçası değildir. Eğer; taassup sağduyunun önüne geçerek, zalimlere bu sebepten koltuk çıkılıyor, "Mahzum kabilesine mensup Fatıma değil, kendi kızım Fatıma yapmış olsaydı, kesinlikle onun elini de keserdim.” (Müslim, Hudud/2) düsturu göz ardı ediliyorsa, orada samimiyet ve ihlastan bahsetmek münafıklığın başka bir tezahürü olup bu kimselerin ne din kaygısı ve ne de ahrette verecek hesap kaygısı kalmış demektir. Bu hakkı batılla karıştıran kimseleri şeytanın aldatmasından başak bir şey de değildir. Şeytanın vaadlerine aldanıp da kendisini Allah ile aldatandan daha müflis kim vardır? "O çok aldatıcı şeytan da Allah'ın affına güvendirerek sizi aldatmasın." (Fatır suresi, 5) Su-i zannın hastalıklı kalpleri ihata edip kuşattığı bir zaman diliminde kişilerden iyi niyetli yaklaşımlar beklemek zalimden merhamet, hırsızdan sadaka, hainden sadakat beklemek gibidir. Onların hakkı söylemesi de beklenemez. Zira hakkın ne tarafta olduğunu bilecek ne ilimleri ne de sezecek basiretleri vardır. Sadece körlüklerini daha da artıracak taassupları ve bir de haddini tecavüz eden kin ve garezleri vardır. "Ey iman edenler, zandan çok kaçının; çünkü zannın bir kısmı günahtır. Tecessüs etmeyin Kiminiz kiminizin gıybetini yapmasın" (Hucurat suresi, 12) Zan hakkında somut bir delil bulunmadan kişilerin gıyabında onlara suçlar isnat etmektir. Elle tutulur, gözle görülür somut delillerin olduğu yerde zandan bahsetmek zan değildir, delildir. Kişilerin suçları delil ispat edildiği gibi delil ile de cezaları sabit olur. Makam ve mansıp edinmiş bir kaç kişinin suçlarını karartmak için koskoca insanlar topluluğunu elde somut bir delil yokken suçlamak ise işte asıl zan budur. Ki, bu kimseler ya yerlerinden alınır ya da görev değişikliğine uğrar. Oysa o kimseleri oraya getiren de yetkililerden başkaları değildir. Ve yine elde delil olmadığı halde "dış güçler" adı altında birilerini suçlamaktır zan! Oysa bir tarafta delilli ve ispatlı aleni bir suç diğer tarafta sadece bazı kimseleri kurtarmak adına atılan ve isnat edilen suçlamalar var! "Ey basiret sahipleri, ibret alın!" (Haşr suresi, 2) Hakkı batılla karıştıran, islami ilimleri tedris etmeyen ve haramdan kaçınmayan, yedikleri, içtikleri haram olan kimselerin sözleri serap gibidir. "Bir kimse (Hak yolunda) uzun sefere çıkar, saçları dağılmış, toza toprağa bulanmış bir hâlde ellerini semâya uzatarak: Yâ Rabbî, yâ Rabbî! diye duâ eder. Hâlbuki yediği haram, içtiği haram, giydiği haram (hâsılı) kendisi haramla beslenmiş olursa, böyle bir kimsenin duası nasıl kabul edilir?” (Müslim, Zekât, 19; Tirmizî, Tefsir,3; Ahmed b. Hanbel, 2/328) Onların sözleri cehalet üzerine bina edilmiş, fetvaları heva üzerine verilmiştir. Bu kimseler kendileri amel ederek günaha girer ve sapıtır kendilerine uyanları da cehenneme davet ederler. Çünkü görüşleri hakkın tezahürü üzerine değil şahısların temyizi üzerine bina edilmiştir. Ve insanlar kibirlerinden dolayı kendilerine öğüt verilmesini sevmezler. Bu öyle bir kibirdir ki, tevazu kılıfı atında kendisini gösterir ve ancak Allah'ın basiret sahibi kulları bundan kurtulabilirler. Zira kılıflı sözler ve hakkı batıla karıştıran deyimler neyin gerçek neyin yalan olduğu üzerine kara bulut gibi çöker ve böylece kişiler hakkı tespit etmekte zorlanır. İşte bu hakkı batıla karıştıranlar hakkı sadece kendi yanlarında gösterdiklerinden dolayı insanları daha çabuk kandırırlar. Halk büyülenmiş gibi bunların iyi ve kötü her işlerine destek verir ve adeta onların lokomotifi haline gelirler. Bulunmuş olduğu makam ve mansıbını kendi çıkarları doğrultusunda kullanarak haksız kazanç elde edip, yetimlerin, öksüzlerin, yolda kalmışların, çalışanların mallarını yiyerek servetleri üzerine servet katanlar bilsinler ki "...Ancak ateş yerler, o mallar, karınlarında ateştir âdeta ve onlar, alevli ateşe atılacaklardır." (Nisa suresi, 10) Makam ve mansıbını buna alet edenler ise insanların en ahlaksız ve namussuzlarıdırlar. Nasıl olmasın ki, bir tarafta kafirlerin zulmü altında barınacak evi, giyecek donu, yiyecek evi, savaşacak ve kendisini savunacak bir şeyi yokken, diğer tarafta bütün bunlara son verecek bir servetin bir kaç kişinin elinde toplanması var. Ve işin ilginç yanı bu kimseler Müslümanlık ve uhuvvet iddiasındadırlar. Ve her söz ve eylemlerinde bu mazlum ve ezilen Müslüman halklardan bahsederler de kollarına taktıkları yedi yüz bin liralık saati makamın kendilerine vermiş olduğu nimet olarak görürler! Bu en büyük samimiyetsizlik ve en büyük hıyanet değil midir? "Ebu Humeyd es-Sâidî (r.a)'tan rivayet edilmiştir: “Resulullah (s.a.v.), Ezd kabilesinden İbnül-Lutbiyye adında bir adamı memur yapmıştı. Amr ile Abdullah İbn Ebu Ömer: “Sadaka üzerine memur etti” dediler. Bu kimse, vazifesini yapıp Medine'ye geldiği zaman: “Şu sizin zekat malınız ve bu da benim, bana hediye verilmiştir” dedi. Bunun üzerine Resulullah (s.a.v) minberin üzerinde ayağa kalkıp Allah'a hamd etti ve O'na övgüde bulundu. Sonra da: “Benim gönderdiğim bir memura ne oluyor ki: Bu sizin zekat malınız ve bu da bana hediye verildi' diyor! Babasının yada anasının evinde otursay¬dı ona hediye verilir miydi, yoksa verilmez miydi baksaydı ya! Muhammed'in nefsi elinde olan Allah'a yemin ederim ki, sizden biriniz hıyanet edip zekat malından hakkında başka bir şeyi ele geçirirse kıyamet gününde onu boy¬nunda taşıyarak getirecektir. Çaldığı hayvan deve ise boynunda inleye İnleye, sağır ise bağıra bağıra, koyun ise şiddetli bir şekilde feryat ederek Arasat meydanına gelir” buyurdu. Daha sonra Resulullah (s.a.v.), ellerini koltuk altı beyazlığı görünene kadar kal¬dırdı. Sonra da iki defa: “Allah'ım! Emirlerini tebliğ ettim mi?” buyurdu." (Buhârî, Cuma 29, Zekat 67, Eymân 3, Hayl 15, Ahkam 24, 41; Ebu Dâvud, Haraç 10-11, 2946; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 5/423.) Ancak dünya hayatını kendilerine amaç edinenler için bütün bu söylenenlerin bir tesiri olmayacak, onlar zulümleri içerisinde güzel şeyler yaptıklarını zannedecek, şeytan amellerini süsleyecek ve gerçeklerden perdeleneceklerdir. "Çünkü gerçekte gözler değil, göğüslerdeki kalpler kör olur." (Hac suresi, 46) "Ey iman edenler! Adaleti ayakta tutan ve Allah için şahitlik eden kimseler olun-isterse kendi aleyhinize veya anne baba yahut yakınlarınızın aleyhine olsun..." (Nisa suresi, 135) İmam-ı Şafi’nin dediği gibi "adalet, Allahû Teâlâ (cc)'nın emrine uygun şekilde amelde bulunmaktır." Daha detaylı olarak, insan mal ilişkilerini, insanların birbirleriyle olan münasebetlerini ve insanın devletle olan alâkasını, Allah’ın indirdiği hükümlere göre düzenlemesine "adalet" denir. Adalet Allah'ın yeryüzündeki mizanıdır. Her kim muhalefet ederse kendi aleyhine muhalefet etmiş ve helakını elleri ile hazırlamış demektir. Yeryüzü ve gökyüzü ancak ve ancak adaletle ayakta durur. Adalet huzur ve refahın yegane temelidir. Bu temelden mahrum olan toplumlar hem huzurdan ve hem de refahtan mahrum kalacaklardır. Adaleti temin etmenin en güzel kıstası Allah'ın kitabı ve Resulünün sünneti ile amel etmektir. O halde bunlardan azade toplumlar mefhumu muhalif olarak zulüm ile yönetilmektedir. Bunu yapmayan her kim olursa olsun zalimdir. Allahu Teala şöyle buyurmaktadır: “İnsanlardan öyle kimseler vardır ki, onun dünya hayatına ait sözü hoşunuza gider. Ve o kimse kalbinde olana Allah’ı şahit tutar. Hâlbuki o, düşmanların en amansızıdır. O, iktidara geldiğinde, yeryüzünde fesat çıkarmaya, ekini ve nesli helak etmeye koşar. Allah ise fesadı sevmez.” (Bakara Suresi: 204-205) Yaşamış olduğumuz vatan sathında yapılan her işte ya bir ortaklığımız ya da yapıldığında bize dokunacak bir eylem vardır. O halde elbette sükut eden kınanmaz ve konuşanında kınanmaması gerekir. Ancak adaleti ayakta tutmak için konuşanlar kınanmaz. Adaleti ayakta tutmak ise ancak ilim ve basiretle mümkün olur. Bunun haricinde kişiler ancak heva ve heveslerine tabi olur. Böylesi kimselerin sükut etmesi konuşmalarından evladır. O halde kim kendisinde bunlara güç yetirebiliyorsa güç yetirdiği şeye tevessül etsin. Ancak zulme rıza gösterip zalime destek olmasın... "Sakın zulmedenlere meyletmeyin, sonra size ateş dokunur. Sizin Allah'tan başka dostlarınız yoktur. Sonra size yardım edilmez." (Hud suresi, 113)
 
İletişim E-Posta: seyitkilic@hotmail.com - Telefon: 5428043858 Okunma Sayısı: 1301


 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu yazıya hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Yazıları

NARSİST İKBALPEREST AYDINLAR
EL VEKİL KE’L ASİL
PARALEL YALANLAR
DEMOKRASİ VE PEJMÜRDE SİSTEMLER II
DEMOKRASİ VE PEJMÜRDE SİSTEMLER -I
SİSTEM VE KURBANLAR
YA İZZET YA ZİLLET
HÜRRİYET VE İHANET
MEDENÎ DÜNYANIN AYYAŞLARI
EMANET VE ADALET
BUHRAN!..
NE MUTLU! BEN BARBARIM ...
Diğer Yazarlar

BİZİM DEVLET AKLIMIZ VAR MI ?
TÜRKİYE'DE SİSTEM NASIL DEĞİŞİR ?
BU ÜLKEDE SOSYAL HİZMETLER NE İŞ YAPAR ?
İSRAİL VE ABD
CEP TELEFONUNUZ DOKUNMATİK VE EN SON ÇIKAN VERSİYON DEĞİL Mİ ?
MAFYA VE BİR POKER OLARAK POLİTİKA

Yazarlar 
Sivas Radyoları

 

Anket

Önümüzdeki yerel seçimlerde Şarkışla belediye başkanı kim olmalı ?


  
A.Turgay OĞUZ50 Kişi (%23 )
  
Cahit KARAMUK4 Kişi (%2 )
  
Ekrem YURT8 Kişi (%4 )
  
Ercihan ALTINKAYA3 Kişi (%1 )
  
Filiz GÜR6 Kişi (%3 )
  
Hasan ALACAHAN4 Kişi (%2 )
  
Hasan CERAN3 Kişi (%1 )
  
Kasım GÜLTEKİN37 Kişi (%17 )
  
Oğuz ÖZDEMİR18 Kişi (%8 )
  
Yaşar AŞKIN83 Kişi (%38 )

Toplam 216 Kişi

Süper Lig
 
Hava Durumu ( Sivas )
Bugün
8°°C - 17°°C
Pazartesi
15°°C - 22°°C
Salı
1°°C - 14°°C
Çarşamba
-1°°C - 12°°C
Namaz Vakitleri ( Sivas )

İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
04:0405:3812:3816:2119:2520:51

23 Nisan 2017 Pazar
Röportajlar
Kutlu doğum konferanslarına devam edildi
Konferansa İl Müftüsü Şükrü Balkan'ın yanısıra, Vaizler, Kur'an Kursu Öğreticileri ve Öğrenciler katıldı. İl Müftü...
»
»
»
Tarihte Bugün
1920 - TBMM'nin açılışı
1920 - Hendek isyanı.
Kim KimdirTümünü Göster
Günün Sözü
Dağlar nice yüksek ise,yol onun üstünden geçer.
(Yunus Emre)
Arşiv Arama
İller Arası Mesafe Hesaplama
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Reklamlar
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
0,09ms