Bugün - 23 Nisan 2017 Pazar
Foto Galeri
Video Galeri
Firma Rehberi
Künye
Reklamlar
Üye İşlem
 Bize Ulaşın
www.haber58.com Logo

Sivas 17°°C
  
Yazar Detayları

İsmail Hakkı ACAR

İsmail Hakkı ACAR - BİR ZAMANLAR SİVAS

BİR ZAMANLAR SİVAS
Yazı Tarihi: 04 Aralık 2016 Pazar

                  Ben Sivaslıyım gardaş

                 Özüm de, sözüm de birdir benim…”

               “Bir güzellik yap kendine ve sadece sahip olduklarını düşün, mutlu ol onlarla… Sahip olamadıkların üzülsün, senin olamadıklarına… Bir güzellik yap kendine; sevdiklerinin sevgisini kalbinde daha da büyüt. Bırak sevmediklerin üzülsün kalbinde yer yok diye…”

           Merhaba Efendim!

             Genelde hep çocukluk dönemlerini anlatır, o günleri özlemle anarız. Çünkü çocukluk; henüz yalanı duymamış, riyayı görmemiş, saflığın, temizliğin ve masumiyetin olduğu bir dönemdir.  

               Evet, herkesin sahip oldukları kendisine göre en güzeli ve en iyisidir. Çok sevdiğimiz, her ortamda savunup koruduğumuz bir Sivas’ımız var. Düşünüyorum da; 1961 yılında Sivas İlköğretmen Okulunda okumak üzere ilk defa geldiğim Sivas’ı, hep güzelliklerle iç içe yaşamışım 55 yıldır. İlk yıllarda Sivas İlköğretmen Okulu sevgisi sonra da Sivas sevgisi sarmış benliğimi. O günkü Sivas mı? İşte bir bölümü:              

                Şehir içi ulaşım genelde faytonlarla yapılırdı. Bugünkü taksi duraklarının yerinde çift atlı fayton durakları vardı. Şehirlerarası ulaşımda ise, bir otogar olmayıp, şehrin bazı yerlerinde garajlar vardı. Ankara Garajı, İstanbul Garajı, Işık Garajı bunlardan bazılarıydı. İlçelere farklı yerlerden ya otobüs ya da kamyonların üzerinde gidilirdi. Kamyonlar yolcularını genelde Paşa Camii civarında bırakırdı ki oradaki şadırvanda yolcular toz olmuş olan üst başlarını temizlesinler diye. Çünkü dünyayı Sivas’a bağlayan hiçbir yol asfalt değildi. Bugünkü Paşa Camiin yerinde ise kerpiçten yapılmış tek katlı ve bahçe içerisinde bir camii vardı.

                Biz öğrenciler, cumartesi günü öğleden sonra ve Pazar günü sinemaya giderdik. Çünkü okullarda cumartesi günü öğlene kadar ders vardı. Akşamları genellikle üstü açık yazlık sinemalara gidilirdi. Pazar günleri birçoğumuz da bugünkü Emniyet Müdürlüğünün bulunduğu yerlerde bisiklete binerdik. Çünkü orada bisikletler kiraya verilirdi. O çevre genellikle salatalık ve lahana tarlalarıydı. Ayrıca Yenişehir, Mevlana Caddesinin bulunduğu yerler, Sivas Devlet Hastanesinin olduğu yerlerde de yine lahana bahçeleri vardı.  Şimdiki Selçuklu Parkı’na Cıbıllar Parkı deniyordu ve kocaman ağaçların loş ve karanlık yaptığı bahçedeki çay ocağına sadece şehrin kabadayıları giderdi. Bizler o parka girmeye korkardık.         

               O yıllarda bir de mahalle kültürü vardı ve mahallede yaşayanlar bir bütünlük içindeydiler. Büyükler güzel bir dayanışma içerisinde, küçükler ise burada bir çeşit eğitim görmekteydiler. Delisi-velisi, küçüğü-büyüğü, kadını-erkeği, külhanbeyi-sarhoşuyla bir bütünlük vardı ve herkes birbirini sahiplenirdi. İyi günde de kötü günde de sevinç ve kederler birlikte yaşanırdı. Mahalleli arasındaki problemler de büyükler tarafından anında çözülür, işler tatlıya bağlanırdı. Hele biz çocuklar arasındaki kavgalarda annem hep beni suçlu çıkarırdı. Çok sonra anladım ki; annem, mahalleli ile her zaman iyi ilişkiler içinde olmak, komşuluk ilişkilerini bozmamak için böyle davranırmış.

Bugün sadece adres belirlemek için kullandığımız “Mahalle” kavramı, her şeyin ortak yaşandığı, herkesin her şeyden haberdar olduğu, hastaların ziyaret edildiği, yoksulların ihtiyaçlarının giderildiği bir kurum gibi düşünülürdü. Gençler ve çocuklar genelde mahallelerinde birlikte oyun oynarlar, eğlenirlerdi.  Erkek çocuklar yaşına göre aşık, mil (cıncık), birdirbir, saklambaç oynar. Kızlar evcilik, çizgi, sek sek oynar ya da ip atlarlardı. Anneler cecim dokumak için tezgâhlarını yazın kaldırımlara kurarlardı. Babalar ise tek tük faytonların geçtiği yolun ortasından gider, fötr şapkalarını çıkararak birbirleriyle selamlaşırlardı. Velhasıl herkesin mutlu ve huzurlu olduğu güzel yıllardı o yıllar…

               Misafire ikram ve hürmeti büyüklerimizden görür biz de uygulamaya çalışırdık. Büyüklerimizin saatlerce süren sohbetlerini sıkılmadan, usanmadan dinlerdik. Onların sözünü kesmez, onların yanında ayak ayak üstüne atmazdık. Akraba olsun olmasın bütün büyüklerin sözlerini dinler onlara yanlış yapmazdık. “Hocanın vurduğu yerde gül biter” diyen babalarımıza, öğretmenlerimizi şikayet etmeye cesaret edemezdik. Hele ki, israfın yanımızda hiç yeri yoktu. Belli saatlerde gelen elektriği israf etmez, kalemi elimizin içinde küçücük kalana kadar kullanır. Defterleri son sayfalarına kadar yazardık.

                 Güz gelince en büyük dert odun kömür alınıp içeriye atılmasıydı. Babam odunları kapıya getirtir, bir kişi gelir onları kırar ama bu odunları içeriye taşımak ise biz çocukların görevi idi. Soba tutuşturmaya yarayan çıramız ise Şerefiye’den gelirdi. Kömür taşıma işi için yine adam tutulurdu.

               Kısacası mahalleler kültür hayatının en canlı yaşatıldığı yerlerdi ve bir okul gibi çocukları eğitirdi.

               Bugün “alternatif tıp” denilenlerin başında “Kurşun Dökme” vardı. Çok ağlayan, huysuzluk eden ve nazara geldiğine inanılan çocuklar için kurşun dökülerek bu sıkıntıdan kurtulacağına inanılırdı. İslamiyet öncesi Şamanizm’den gelen bu uygulamada; çocuk ortaya oturtulur. Üzerine bir örtü kapatılarak ateşte eritilen kurşun, içi su dolu kabın içine sıcak sıcak aktarılır. Erimiş urşun soğuk su ile birleştiğinde “cızzz” diye bir ses çıkartarak yeniden donar ve sertleşir. Kurşun döken kişi bu kurşunu eline alarak bir takım kehanetlerde bulunur ve “Geçmiş olsun” dilekleriyle işleme son verilirdi.

              Pizzayı, cipsi hiç yemedik ama odun ateşinde pişen nar gibi kızarmış patates yedik. Bayramlarda Antalya’ya ya da Paris’e gitmez; Ayşe Teyze’ye, Ali Dayı’ya ellerini öpmeye giderdik.

            Kırk yıl hatırı olurdu mis gibi kahvenin. Nescafeyi bilmezdik ama elma şekerimiz, horoz şekerimiz vardı. Dönme dolaba, atlıkarıncaya binerdik ve İspanyol paça pantolon giyerdik. Yeni doğan kardeşimizi ya leylek getirmiş olurdu ya da sepetin içinde Kızılırmak’ın kenarında bulmuş olurdu büyüklerimiz. Ama en iyisi HAYATTAN ZEVK ALIR,  MUTLU  YAŞARDIK…

               Sevgi ve saygılarımla…

 

 
İletişim E-Posta: ismailhakkiacar@yandex.com - Telefon: 05321234567 Okunma Sayısı: 412


 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu yazıya hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Yazıları

CEP TELEFONUNUZ DOKUNMATİK VE EN SON ÇIKAN VERSİYON DEĞİL Mİ ?
SEVİLMEYE LAYIK OLAN SEVMESİNİ BİLENDİR…
BİR ZAMANLAR SİVAS
ÇOCUKLAR BİZİM GELECEĞİMİZDİR
GARDAŞ BAYRAMIN MÜBAREK OLA …..
ÖFKE VE SEVGİDE SINIR YOKTUR
ÇOCUKLARIMIZA BAŞARILAR DİLİYORUZ...
DOSTLARINIZI GÖZDEN GEÇİRİR MİSİNİZ ?
TV'NİN ESİRLERİ
“KUZGUNA YAVRUSU ŞAHİN GÖRÜNÜR”
SIRA GELDİ ÇALIŞMAYA ...
BU SEÇİMDE OYUMUZU KİME VERELİM ?
SİVAS VE SİVASLIYA HİZMET YARIŞI
YİYİN EFENDİLER YİYİN, BİRBİRİNİZİ YİYİN
DÜNYANIN EN GÜZEL TABLOSU
BAYRAMINIZ MÜBAREK OLA ...
Yeni yazısı bekleniyor ...
Diğer Yazarlar

BİZİM DEVLET AKLIMIZ VAR MI ?
TÜRKİYE'DE SİSTEM NASIL DEĞİŞİR ?
BU ÜLKEDE SOSYAL HİZMETLER NE İŞ YAPAR ?
İSRAİL VE ABD
CEP TELEFONUNUZ DOKUNMATİK VE EN SON ÇIKAN VERSİYON DEĞİL Mİ ?
MAFYA VE BİR POKER OLARAK POLİTİKA

Yazarlar 
Sivas Radyoları

 

Anket

Önümüzdeki yerel seçimlerde Şarkışla belediye başkanı kim olmalı ?


  
A.Turgay OĞUZ50 Kişi (%23 )
  
Cahit KARAMUK4 Kişi (%2 )
  
Ekrem YURT8 Kişi (%4 )
  
Ercihan ALTINKAYA3 Kişi (%1 )
  
Filiz GÜR6 Kişi (%3 )
  
Hasan ALACAHAN4 Kişi (%2 )
  
Hasan CERAN3 Kişi (%1 )
  
Kasım GÜLTEKİN37 Kişi (%17 )
  
Oğuz ÖZDEMİR18 Kişi (%8 )
  
Yaşar AŞKIN83 Kişi (%38 )

Toplam 216 Kişi

Süper Lig
 
Hava Durumu ( Sivas )
Bugün
8°°C - 17°°C
Pazartesi
15°°C - 22°°C
Salı
1°°C - 14°°C
Çarşamba
-1°°C - 12°°C
Namaz Vakitleri ( Sivas )

İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
04:0405:3812:3816:2119:2520:51

23 Nisan 2017 Pazar
Röportajlar
Kutlu doğum konferanslarına devam edildi
Konferansa İl Müftüsü Şükrü Balkan'ın yanısıra, Vaizler, Kur'an Kursu Öğreticileri ve Öğrenciler katıldı. İl Müftü...
»
»
»
Tarihte Bugün
1920 - TBMM'nin açılışı
1920 - Hendek isyanı.
Kim KimdirTümünü Göster
Günün Sözü
İki nimet vardır ki, insanların çoğu onların kıymetini hakkıyla takdir edemezler: onlardan biri sıhhat, diğeri de boş vakittir.
(Hz. Muhammed)
Arşiv Arama
İller Arası Mesafe Hesaplama
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Reklamlar
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
0,09ms