Bugün - 23 Nisan 2017 Pazar
Foto Galeri
Video Galeri
Firma Rehberi
Künye
Reklamlar
Üye İşlem
 Bize Ulaşın
www.haber58.com Logo

Sivas 17°°C
  
Yazar Detayları

Feyzullah BUDAK

Feyzullah BUDAK - İLGİNÇ BİR MİLLİ BİLİNÇ HİKAYESİ

İLGİNÇ BİR MİLLİ BİLİNÇ HİKAYESİ
Yazı Tarihi: 11 Eylül 2016 Pazar

Dünyada hiçbir büyük başarı yoktur ki ona bir tesadüf veya tesadüfler zinciri sonucunda ulaşılmış olsun. Her büyük başarının altında mutlaka bir inanç, azim ve emek hikayesi vardır. Sivas İli Doğanşar İlçesinin Eskiköy namlı (adı üstünde) köy yerinde, ulaşım ve iletişim imkanlarının son derecede sınırlı olduğu bir zamanda (1938 yılında) doğan ve 13 yaşına kadar küçücük bir köy de yaşayan Ahmet AYIK’ın Dünya ve Olimpiyat Şampiyonu olarak adını güreş sporu tarihine altın harflerle yazdırması bir tesadüfle olabilir mi?

Ahmet Ayık’ın hayatında beni çok etkileyen iki olay var. Bunlardan öncelikle ve ayrıntılı olarak anlatacağım birincisini 1997 yılında onu Ahmet Yesevi Üniversitesinin yüksek lisan öğrencileriyle söyleşi için davet ettiğimde kendisinin öğrencilere anlatımından dinledim. İkincisini ise bana özel bir sohbetimizde anlattı. Bu iki hikayeyi sadece yukarıda belirttiğim gibi, bunların birer inanç, azim ve emek hikayesi olmaları ve onun başarısındaki sırları ortaya koymaları sebebiyle değil, aynı zamanda idealizme dair değerlerini günden güne kaybetmekte olan toplumumuza yakın tarihimizden vurucu bir ders olduğu için anlatıyorum.

Bulgaristan’ın başkenti Sofya’da yapılan 1963 Dünya Şampiyonasında Ahmet Ayık 87 kiloda güreşmektedir. 1., 2. ve 3. Tur güreşlerini kazanmasına rağmen güreşler sürerken gittikçe artan bir halsizlik ve dayanılmaz bir yorgunluk hissetmektedir. Hocaları bu durumu fark eder ve güreşlerin arasında yapılan kan testleri ile muayeneler sonucunda Ahmet Ayık’ın sarılık hastalığına yakalandığı anlaşılır. Ama ilk 3 turu net sonuçlarla kazandığı ve finale sadece iki güreş kaldığı için devam etmesine karar verilir. Dördüncü turda karşısına Japon güreşçi Sasaki çıkar ve bu sırada iyice bitkin düşmüş olan Ayık, daha bir hafta önce Konya’da yapılan Türkiye – Japonya Güreş Müsabakalarında iki kez yendiği  Sasaki’ye yenilir. Bunun ardından yapılan 5. Güreşte de İran’lı Mehdizade’ye 1 puan farkla yenilerek, bu şampiyonada 5. olur.

İşte böylesine moral bozucu ve umutsuz bir ortamda Ahmet Ayık gözünü Rusların efsane güreşçisi Aleksandır MEDVED’e dikmiştir. Ama o sırada kendisi 87 kiloda güreşirken o güne kadar dünyada hiçbir güreşçi tarafından yenilememiş olan MEDVED 97 kiloda güreşmektedir.  Medved’in tüm güreşlerini büyük dikkatle izleyen Ayık, onun en güçlü ve en zayıf taraflarını anlamaya çalışmaktadır. Nihayet Medved 97 kilodaki final güreşine Hamit Kaplan ile çıkar. Ahmet Ayık bu güreşi de hocası Celal Atik ile birlikte minderin hemen kenarından çok büyük bir dikkatle izlemektedir.

Ayık bu güreş esnasında Medved ile alakalı tüm tespitlerini netleştirir. Medved’in en güçlü yeri parmaklarıdır. Onun için de adeta mengene gibi parmaklarıyla tuttuğu yeri kımıldayamaz hale getirmektedir. En zayıf yeri ise bacaklarıdır. Bu tespitlerinden iyice emin olan Ayık, hocası Celal Atik’e hafifçe sokularak; “Hocam ben bu Medved’i yenerim” der. Kızınca küfürlü konuşmaktan çekinmeyen rahmetli Celal Atik ise dikkatle güreşi izlerken ona; “Sen önce önündeki bokunu ye oğlum!” diyerek, kendisinden 87 kiloda daha iyi dereceler beklediğini anlatmaya çalışır.

Ertesi yıl, 1964’de Tokyo Olimpiyatları vardır. Sofya dönüşü Ahmet Ayık köyüne giderek baba ocağında hayatının müsabakasına hazırlanmaya başlar. Bir yandan köy hayatının doğal beslenme ortamında bol et, süt ve yumurtayla gereken kilolarını alırken, bir yandan da insan tahammülünün sınırlarını zorlayan idmanlar yapmaktadır. Güreş idmanlarına ilave olarak dayanıklılığını ve performansını artırmak için köy yakınındaki dağlarda kros çalışmaları yapmakta ve bunu yaparken de parmaklarının daha güçlü, Medved’in parmaklarından da güçlü olması için büyük ve yaş söğüt ağaçlarının kabuklarını çıplak parmaklarıyla yolmakta, dağlarda yıllarca sertleşmiş toprak keseklerini tek eliyle ezmekte, bu işe azimle ve sabırla saatlerce devam etmektedir. Köyde harman zamanı ekinin sapı ile tanelerini birbirinden ayıran kollu tığ makinesinde köylüler nöbetleşe çalışmasına rağmen o sene kollarının ve parmaklarının güçlenmesi için Ahmet Ayık bu makineyi tek başına çalıştırır. Bazı günler 30 kişinin nöbetleşe yapacağı işi tek başına yapar.

1964 Tokyo Olimpiyatlarında Ahmet Ayık 90-91 kilo civarında olmasına rağmen Medved’le karşılaşmak için 97 kiloda mindere çıkar. Birinci turda Avustralyalı rakibini, ikinci turda Kanadalı rakibini ve üçüncü turda Bulgarların ünlü güreşçisi Seyit Mustafov’u yener. Dördüncü maçı o dönemde Medved ile birlikte dünyanın en iyisi olarak anılan İranlı güreşçi Tahti iledir. Onu da 3-0 gibi net bir sonuçla yenince bütün dünyanın ilgisi Ahmet Ayık üzerine yoğunlaşır. Final maçı ise hedefine koymuş olduğu efsane şampiyon Medved iledir. Ayık ile Medved arasında sadece seyircilerin değil, yan minderlerdeki diğer maçlar durdurularak müsabakaya katılan güreşçilerin bile izlediği tarihi güreş başlar. Güreşte rakibinin güçlü ve zayıf yönlerini iyi tahlil etmiş olan Ayık daha atak ve daha arzulu, Medved ise daha temkinli ve hatta biraz da çekingendir. Sonuçta Ayık, Medved’i 2-1 sayı ile yener ve sonuç minderin ortasında Ayık’ın kolu hakem tarafından havaya kaldırılarak ilan edilir. Ruslar bu sonuca itiraz eder ve Ayık duşunu alırken hakemlerin yeniden değerlendirmesi sonucunda güreş berabere ilan edilir.

Ahmet Ayık bu sonucu sükunetle karşılar. Çünkü daha orada bu işten vaz geçmemeyi, daha çok çalışarak, daha çok güçlenerek Medved’i daha net bir sonuçla yenmeyi kafasına koymuştur. Esasen bu sonuca rağmen Ahmet Ayık için Olimpiyat Şampiyonluğu umudu henüz bitmemiştir. Çünkü Medved son maçını Bulgar Seyit Mustafov ile yapacaktır ve şampiyon olabilmesi yani Ahmet Ayık’ı ikincilikte bırakabilmesi için Ayık’ın sayı ile yendiği Bulgar güreşçiyi tuşla yenmesi gerekmektedir. İki Demirperde ülkesi güreşçisinin yaptığı son maçta bu gereklilik yerine gelir ve Medved Bulgar güreşçiyi tuşla yenerek olimpiyat şampiyonu olur. İlk defa katıldığı olimpiyatlarda 90 kilo olmasına rağmen sırf Medved ile güreşmek için 97 kiloda mindere çıkan Ahmet Ayık ise hiç yenilmeden ikinci olur.

Ama bununla yılmayan Ayık köyüne dönerek yukarıda anlattığım tüm çalışma ve hazırlıklarına yeniden başlayıp büyük bir azimle sürdürür. Amacı ertesi yıl İngiltere’nin Manchester şehrinde yapılacak olan 1965 Dünya Şampiyonasında Medved ile yeniden karşılaşmaktır. O sıralar 90 kilo civarında olması sebebiyle hocası onun 1965 Dünya Şampiyonasında 87 kiloda güreşmesini ister ve bunun için ona ısrar eder ama Ayık kararlı şekilde hazırlanarak Manchester’da Medved’in karşısına çıkıp, onu net bir skorla yenerek Dünya Şampiyonu olur. Bu yenilgi Medved’in hayatındaki ilk ve tek yenilgidir.

Bu bir bilinç, azim ve onur hikayesidir. Bu hikaye şimdi Ayık ile Medved’in dostluk hikayesi olarak devam ediyor. Ayık, Medved’in çocuklarının ve torunlarının düğünü için Moskova’ya gidiyor ve hemen hemen her yaz Antalya Kemer’deki sahibi olduğu Şampiyon Tatil köyünde Medved’i misafir ediyor.

Tabii ki Ahmet Ayık ufak tefek bir adam değildir ama buna rağmen Medved ile Ayık’ı bir arada görenler, Medved’in bir dev adam olduğunu düşünebilir. Ama bu gerçek Ayık’ın iradesini etkilemedi. O, konuya bilinçli ve sistemli yaklaştı. Önce Medved’in en güçlü ve en zayıf taraflarını tespit etti. Sonra Medved’in çok güçlü olduğu hususlarda ondan daha güçlü olmak için olağanüstü bir azim ve çalışma sergiledi. Bunu başarmak için zamanın imkansızlıkları içerisinde insan aklını zorlayan işler yaptı. Zayıf yönlerinin ise bilinçli bir şekilde üzerine gitti.

Bu olay yeni nesillere, hiçbir başarının tesadüflerle ortaya çıkmayacağını, büyük başarıların ancak büyük düşüncelerle, büyük ideallerle, bilinçli ve azimli çalışmalarla elde edilebileceğini anlatan, sadece Ahmet Ayık açısından değil tüm milletimiz açısından övünülmesi gereken tarihe mal olmuş bir gerçek hayat hikayesidir.

Ahmet Ayık’ın hayatındaki beni çok etkileyen ikinci hikayeyi ise yer, zaman ve isim belirtmeden çok kısaca vereceğim. Çünkü bu olayda beni yer, zaman ve isimler ilgilendirmiyor. Bu olayda beni etkileyen şey, taşınan ve sergilenen ve de  yeni nesillere aktarılıp ibret olması gereken milli bilinçtir.

Ahmet Ayık, Dünya ve Olimpiyat Şampiyonluğunun yeni olduğu en şaşaalı gençlik günlerinde yabancı bir ülkedeki bir toplantıya davet ediliyor. Kendisine gösterilen özel ihtimam sebebiyle bir otelde değil, o ülkenin aynı zamanda eski bir şampiyon olan Güreş Federasyonu Başkanının evinde misafir ediliyor. Ancak Ayık gece odasına çekilip yattıktan sonra bir kadın yavaşça odaya süzülerek yatağına giriyor. İrkilerek ışığı açan Ayık, koynuna girenin ev sahibi eski şampiyon güreşçinin, daha önce sofrada kendilerine hizmet eden çok genç ve çok güzel kızı olduğunu görüyor. Böyle bir durumda tabii ki “Ben harama yaklaşmam” veya “ben karıma ihanet etmem” düşünceleriyle o güzel kızı reddedenleri de saygıyla karşılarım. Ama Ahmet Ayık’ın, o genç ve güzel kızı “Bunlar şampiyon bir babanın sağlıklı genç kızı vasıtasıyla benden döl alacaklar ve böyle bir kız ile benden olacak bir erkek çocuğu 20 yıl sonra Türk güreşçilerini yenecek. Buna asla izin vermem” düşüncesiyle o kızı reddeden milli bilincine çok daha büyük ve derin bir saygı duyarım.

İşte bu da bir büyük ve ilginç milli bilinç hikayesidir. Şimdilerde özellikle çok da ihtiyaç duyduğumuz anlamlı bir milli bilinç hikayesi…

 
İletişim E-Posta: feyzullahbudak@hotmail.com - Telefon: 05322776390 Okunma Sayısı: 889


 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu yazıya hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Yazıları

“HAYIR” DİYEMEYEN CİĞERSİZLER
BU VATAN YA SENİNDİR YA KİMSENİN
YENİ BİR FON GARABETİ
MHP MİLLETVEKİLLERİNE AÇIK MEKTUP
MİLLİ BİLİNÇ VE TARİH ŞUURU
TÜRKLERİN VE TÜRKÇENİN KIRKBİN YILLIK TARİHİ
MAREŞAL ÜNİFORMALI ATATÜRK TABLOSU’NUN BİLİNMEYEN HİKAYESİ
İLGİNÇ BİR MİLLİ BİLİNÇ HİKAYESİ
YÖNETİMDE “ERDEM” ARANIYOR
KARINCA DÜŞÜ
PKK DESTEKÇİLERİ
DEVLETİN TEMELLERİ ÇÖKERTİLİYOR !..
UNUTULMUŞ BİR KİTAP VE ANLATTIKLARI
BOŞNAK BÖREĞİ
TÜRKİYE’Yİ DÜŞÜNMEK
BİR ER KİŞİNİN ARDINDAN, SORULASI 7 SORU...
BİR “ER KİŞİ” NİN ARDINDAN…
MUHSİN BAŞKAN İLE İLK KARŞILAŞMA
Diğer Yazarlar

BİZİM DEVLET AKLIMIZ VAR MI ?
TÜRKİYE'DE SİSTEM NASIL DEĞİŞİR ?
BU ÜLKEDE SOSYAL HİZMETLER NE İŞ YAPAR ?
İSRAİL VE ABD
CEP TELEFONUNUZ DOKUNMATİK VE EN SON ÇIKAN VERSİYON DEĞİL Mİ ?
MAFYA VE BİR POKER OLARAK POLİTİKA

Yazarlar 
Sivas Radyoları

 

Anket

Önümüzdeki yerel seçimlerde Şarkışla belediye başkanı kim olmalı ?


  
A.Turgay OĞUZ50 Kişi (%23 )
  
Cahit KARAMUK4 Kişi (%2 )
  
Ekrem YURT8 Kişi (%4 )
  
Ercihan ALTINKAYA3 Kişi (%1 )
  
Filiz GÜR6 Kişi (%3 )
  
Hasan ALACAHAN4 Kişi (%2 )
  
Hasan CERAN3 Kişi (%1 )
  
Kasım GÜLTEKİN37 Kişi (%17 )
  
Oğuz ÖZDEMİR18 Kişi (%8 )
  
Yaşar AŞKIN83 Kişi (%38 )

Toplam 216 Kişi

Süper Lig
 
Hava Durumu ( Sivas )
Bugün
8°°C - 17°°C
Pazartesi
15°°C - 22°°C
Salı
1°°C - 14°°C
Çarşamba
-1°°C - 12°°C
Namaz Vakitleri ( Sivas )

İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
04:0405:3812:3816:2119:2520:51

23 Nisan 2017 Pazar
Röportajlar
Kutlu doğum konferanslarına devam edildi
Konferansa İl Müftüsü Şükrü Balkan'ın yanısıra, Vaizler, Kur'an Kursu Öğreticileri ve Öğrenciler katıldı. İl Müftü...
»
»
»
Tarihte Bugün
1920 - TBMM'nin açılışı
1920 - Hendek isyanı.
Kim KimdirTümünü Göster
Günün Sözü
Dağlar nice yüksek ise,yol onun üstünden geçer.
(Yunus Emre)
Arşiv Arama
İller Arası Mesafe Hesaplama
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Reklamlar
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
0,86ms